İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Gündem
  3. 10 Kasım’ın Önemi Nedir? 10 Kasım Tatil Mi?

10 Kasım’ın Önemi Nedir? 10 Kasım Tatil Mi?

10 Kasım'ın önemi nedir? 10 Kasım'da resmi tatil mi? Okul, üniversite, banka, eczane ve hastane gibi kurumlar açık olacak mı?

10 Kasım'ın Önemi

10 Kasım’ın önemi nedir? 10 Kasım‘da resmi tatil mi? Okul, üniversite, banka, eczane ve hastane gibi kurumlar açık olacak mı?

Mustafa Kemal Atatürk’ün 83. Yıldönümü bu yıl çarşamba gününe denk gelmektedir. Peki, 10 Kasım tatil olacak mı? İşte tüm ayrıntılar…

10 Kasım'ın Önemi

10 Kasım Tatil Mi?

10 Kasım resmi tatiller arasında yer almamaktadır. Bu sebepten ötürü de okul, banka, üniversite gibi kurumlar ve de devlet kurumları açık olacaktır. Yine bu kurumlar normal mesai saati çerçevesinde çalışacaktır. 10 Kasım’ın resmi tatil olmadığından bu tarihte kamu kurum ve kuruluşları ve okullar açık olacaktır. MEB tarafından belirlenen iş ve çalışma takviminde 10-16 Kasım tarihlerinde; Atatürk haftasından ötürü etkinler düzenlenmesi planlanmaktadır. Bununla beraber bu zamana kadar 10 Kasım’da hiç tatil olmamıştır.

Resmi Gazetedeki Açıklamaya Göre;

1923 senesinde Cumhuriyetin ilân edilmesiyle 29 Ekim Ulusal Bayram olarak tanımlanır. Ülkemizde ve de diğer ülkelerde devlet adına sadece bugün tören yapılmaktadır. Ulusal Bayram 28 Ekim’ de saat 13.00 itibariyle başlar. 29 Ekim günü devam etmektedir.

10 Kasım’ın Önemi

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu ulu önderi Mustafa Kemal Atatürk‘ün çokça sevdiği ülkesine ve de hayata veda ettiği gündür bugün. 1938 yılının 10 Kasım gününde saat ise 9’u 5 geçe hayata gözlerini yuman Atatürk, her 10 Kasım tarihinde çeşitli etkinlikler ile anılır.

Sağlık durumu iyiye gitmeyen Atatük’e 1938 senesinin başlarında iken Siroz teşhisi konulmuştu. Ardından Avrupa’dan hekimler getirildi. Ne yazık ki tedavilerden sonuç alınamadı. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olan Atatürk, 10 Kasım 1938’te; Perşembe gününün sabahı, saat 09:05’te İstanbul Dolmabahçe Sarayı’nda hayata ve çok sevdiği ülkesine gözlerine yumdu. Naaşı ise büyük bir tören ile Ankara’ya uğurlandı. Atatürk 21 Kasım 1938 tarihinde, Ankara’da büyük bir tören eşliğinde Ankara Etnografya Müzesi‘ndeki geçici kabrine konulduktan sonra 15 yılın ardından 10 Kasım 1953’te yaptırılan Anıtkabir’de toprağa verilmiştir. Saygıyla anıyoruz…

Mustafa Kemal Atatürk’ün Hayatı

Mustafa Kemal Atatürk (1881-1938), Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanıdır. Mustafa Kemal, 1881 yılında Selanik’te doğdu. Babasının adı Ali Rıza Efendi’dir. Babası gümrük memuruydu. Annesinin adı Zübeyde Hanım’dı. Onun için ilköğretimin, o Selanik’te Şemsi Efendi okuluna gitti. Ancak Mustafa erken yaşta babasını kaybetti ve okulu da bırakmak zorunda kaldı. Mustafa ve annesi kırsalda amcasının yanına gittiler. 

Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım

Annesi onu büyüttü. Hayat bir süre böyle devam etti. Mustafa çiftlikte çalıştı ama annesi onun okul eksikliğinden endişelenmeye başladı. Sonunda Selanik’te annesinin kız kardeşiyle birlikte yaşamasına karar verildi. Selanik’te Askeri Rüştiye’ye girdi. 1895 yılında Askeri Rüştiye’yi bitiren Mustafa Kemal, Manastır’daki Askeri Rüştiye’ye (Askeri İdadisi) girdi.

Manastır Harp Okulu’ndaki öğrenimini başarıyla tamamlayan Mustafa Kemal, İstanbul’a gitti ve 13 Mart 1899’da Harbiye Harp Okulu’nun piyade sınıfına girdi. Mustafa Kemal, Kara Harp Okulu’nu bitirdikten sonra 1902’de Genelkurmay Koleji’ne geçti. Akademiden 11 Ocak 1905’te yüzbaşı rütbesiyle mezun oldu. 1906’da Şam’a (Sam) gönderildi.

Mustafa Kemal ve arkadaşları Şam’da “Vatan ve Hürriyet” (Vatan ve Hürriyet) adını verdikleri bir cemiyet kurdular. 1911 yılında İtalya ile yapılan savaşta kendi inisiyatifiyle Trablus’a giderek Derne ve Tobruk savunmasında görev aldı. Henüz Libya’dayken Balkan Savaşı patlak verdi. Balkan Savaşı’nda başarılı bir Komutan olarak görev yaptı (1912-1914). Balkan Savaşı’nın sonunda Mustafa Kemal, Sofya’da askeri ataşe olarak atandı.

Mustafa Kemal Sofya’dayken Birinci Dünya Savaşı gerçekleşti. 8 Ağustos 1915’te Anafartalar Grubu Komutanlığına getirildi. Birinci Dünya Savaşı’nda Anafartalar’da kritik bir anda Türk kuvvetlerinin komutanıydı. Bu, Çanakkale Boğazı’na (bugünkü Çanakkale Boğazı) Müttefik çıkarmalarının gerçekleştiği ve Gelibolu’daki durumu kişisel olarak kurtardığı zamandı. 

Savaş sırasında Mustafa Kemal’e kalbinin üzerinden şarapnel isabet etti, ancak göğüs cebindeki bir saat hayatını kurtardı. Mustafa Kemal, bu büyük sorumluluğu üstlenirken içinde bulunduğu ruh halini şu sözlerle açıklamıştır: “Gerçekten de böyle bir sorumluluğu taşımak kolay olmadı ama ülkemin yıkımını görmemeye karar verdiğim için bunu gururla kabul ettim”. Daha sonra Kafkasya’da ve Suriye’de görev yaptı ve 1918’deki ateşkesten hemen önce Suriye’deki Yıldırım Ordusu grubunun komutanlığına getirildi. Mütarekeden (barış anlaşması) sonra İstanbul’a döndü.

Montrö Mütarekesi’nden sonra, anlaşmayı imzalayan ülkeler onun şartlarına uymayı gerekli görmediler. İtilaf Devletleri’nin donanma ve orduları (Fransa, İngiltere ve İtalya) çeşitli bahanelerle İstanbul’da, Adana vilayetini Fransızlar, Urfa ve Maraş’ı İngilizler işgal etmişti. Antalya ve Konya’da İtalyan askerleri , Merzifon ve Samsun’da İngiliz askerleri vardı. Ülkenin hemen her yerinde yabancı memurlar, memurlar ve ajanlar vardı.

15 Mayıs 1919’da İtilaf Antlaşması ile Yunan Ordusu İzmir’e çıktı. Zor şartlar altında Mustafa Kemal Anadolu’ya gitmeye karar verdi. 16 Mayıs 1919’da “Bandırma” adlı küçük bir tekneyle İstanbul’dan ayrıldı. Mustafa Kemal düşmanları yolu üzerinde dışarı onun gemiyi batırmaya planlıyordu uyardı. Bu tarih, Türk Kurtuluş Savaşı’nın başlangıcıdır. 19 Mayıs 1919, Atatürk Bandırma Gemisi ile Samsuna çıktığı tarihtir.

Aynı zamanda Mustafa Kemal’in daha sonra kendi doğum günü olarak seçtiği tarihtir. Anadolu’da bir ulusal direniş dalgası yükseldi. Erzurum’da bir hareket başlamıştı bile. Doğuda ve Mustafa Kemal kendini hızla tüm örgütün başına yerleştirdi. 1919 yazında Erzurum ve Sivas’ta yapılan kongrelerde, milli bir paktla milli hedefler ilan edildi. Atatürk sık sık ülke turları yapardı. Atatürk Gemlik ve Bursa’yı gezerken ürperdi. Tedavi olmak ve dinlenmek için İstanbul’a döndü ama ne yazık ki Atatürk ağır hastaydı. Siroz teşhisi koyulmuştu.

Hayatının son günlerini Savarona adlı başkanlık yatında geçirdi. 10 Kasım 1938 sabahı saat 9.05’te Atatürk vefat etti. Ancak halkının gözünde ölümsüzlüğe kavuştu. Öldüğü andan itibaren, çok sevdiği adı ve hatırası halkının kalbine kazınmıştır. Bir komutan olarak birçok savaşın galibi olmuş, bir lider olarak kitleleri etkilemiş, bir devlet adamı olarak başarılı bir yönetime öncülük etmiş ve bir devrimci olarak sosyal, kültürel, ekonomik, siyasi ve hukuki durumu değiştirmeye çalışmıştır. köklerinde toplumun yapısı. O, dünya tarihinin en seçkin şahsiyetlerinden biriydi, tarih onu Türk milletinin en şanlı evlatlarından ve insanlığın en büyük liderlerinden biri olarak sayacaktır.

Yorum Yap

Yazar Hakkında

Uzun bir zamandır Profesyonel İçerik Editörlüğü yapıyorum. Yazı+ kurucularındanım.

Yorum Yap